Çoğu kişi bir yeminli tercümeyi ilk kez eline aldığında görüyor. O ana kadar, nasıl görünmesi gerektiğini bilmediği bir şeyi sipariş ediyor.
Burada böyle bir belgenin nelerden oluştuğu ve her parçasının ne anlama geldiği yazıyor - teslim etmeden önce kendi tercümeni kontrol edebilesin diye. Kimden geldiği fark etmez. Türkçe belgendeki alanların ne anlama geldiğini Türkçe-Almanca: belgelerde ve dairelerde geçen terimler sayfası anlatıyor.
Yeminli tercüme her zaman aynı altı parçadan oluşuyor. Belgeden belgeye değişen tek şey, ortadaki içerik.
| Parça | Ne işe yarıyor |
|---|---|
| 1. Başlık | Neyin söz konusu olduğunu ve hangi dilden hangi dile çevrildiğini belirtiyor, örneğin "Türk dilinden yeminli tercüme" |
| 2. Çevrilen içerik | Orijinalde ne varsa hepsi - eksiksiz, hiçbir şey atlanmadan |
| 3. Köşeli parantezler | Tercümanın notları. Orijinaldeki damga ya da arma kopyalanmıyor, tarif ediliyor |
| 4. Onay şerhi | Tercümanın, tercümenin doğru ve eksiksiz olduğuna dair beyanı, yetkiyi veren mahkemenin adıyla birlikte |
| 5. Damga | Tercümanın kendi damgası. Genelde adını, yetkiyi veren mahkemeyi ve dilleri içeriyor |
| 6. İmza ve tarih | El yazısıyla. Baskı ya da faksimile değil |
Tercümesini ilk kez görenlerin çoğunu şaşırtan şey bu: Belgendeki Türk damgası, tercümede görsel olarak yer almıyor.
Böyle olması doğru. Yabancı damgalar, mühürler ve logolar yeminli tercümede yeniden üretilmiyor. Tercüman bunları köşeli parantez içinde tarif ediyor - ne tür bir damga olduğunu, üzerinde ne yazdığını, nerede durduğunu.
Sebebi açık: Resmî belge olmayan bir belgeye yeniden çizilmiş resmî bir damga koymak, kimsenin isteyeceği şey değil.
Aynısı boş alanlar için de geçerli. Orijinalde bir alan doldurulmamışsa, tercümede buna dair bir not düşülüyor - öylece boş bırakılmıyor. Yoksa bilginin orijinalde mi eksik olduğu, yoksa çeviride mi kaybolduğu anlaşılmıyor.
Sayfa düzeni için de öyle: Tercüme, orijinalin düzenini izliyor. İkisini yan yana koyan biri, hangi satırın hangisine denk geldiğini görebilmeli.
Tercümenin kabul edilip edilmeyeceğine, onu teslim ettiğin kurum karar veriyor. Bir unsur eksikse, bu genelde ancak gişede fark ediliyor - ve zaman kaybettiriyor.
Son madde hakkında: Tercüme birden fazla yapraktan oluşuyorsa, yapraklar birbirine bağlanıyor - dikilerek, zımbalanarak ya da köşesi katlanıp zımbalanarak. Amaç, sonradan sayfa eklenmesini ya da değiştirilmesini engellemek. Şeffaf dosya içindeki ayrı yapraklar bağlanmış belge sayılmıyor.
Evde yazdırdığın bir PDF'te gerçek damga ve el yazısı imza olmuyor. O bir çıktı.
Bu, işe yaramaz olduğu anlamına gelmiyor. Yazdırabilirsin, iletebilirsin ya da orijinal hâlâ yoldayken işlemin başlasın diye kuruma şimdiden sunabilirsin. Ama kağıt üzerindeki damgalı orijinalle aynı belge değil.
Bu yüzden Almantix'te ikisini de alıyorsun: ön PDF e-posta ile bir sonraki iş günü, elle damgalanmış orijinal ise iadeli taahhütlü posta ile.
| Ön PDF | Kağıt üzerindeki orijinal |
|---|---|
| E-posta ile, bir sonraki iş günü | İadeli taahhütlü posta ile |
| Damga ve imza baskı görüntüsü olarak eklenmiş | Damga ve imza elle basılmış |
| Görmek, yazdırmak, iletmek ve şimdiden sunmak için | Dosyana giren belge |
Almantix Türk ehliyetlerini Almancaya çeviriyor - yeminli bir tercümanın damga ve imzasıyla, kağıt üzerinde, iadeli taahhütlü postayla. Sınıflandırma dahil.
Belgenin nasıl göründüğünü artık biliyorsun. Gerisini biz hallederiz.
Nasıl işlediğini Ehliyet tercümesi sayfası anlatıyor.